Kış Kampı Faaliyet Raporu
14-18 Ocak 2016
Zirve denemesi: Güzeller
Kamp Yeri: Kocadölek
Aladağlar’a varış:
14 Ocak’ta bütün çadır grupları yemek alışverişini yaptıktan sonra akşam beş bucuk civarı kulüp odasında toplandık ve malzeme paylaşımı yaptık. Kulübümüzün envanterine giren yeni bütan ocaklarından birini de ben aldım. Ancak bütan ocağı hakkında kulüp olarak çok tecrübemiz olmadığı için yanımıza ispirto da aldık. Malzeme paylaşımından sonra akşam 20:30’da 19 kişi(6 çadır) otobüsümüze bindik ve Niğde’ye yola çıktık. Ama maalesef şoförle ilgili sıkıntılarımız oldu. Otobüste önde oturanlar gece şoförün uyuduğunu az kalsın kaza yapacağımızı söylediler. Dönüşte de şoförün dalgın olması sonucu yol çalışması olan şeride girdik.
15 Ocak sabahı bir klasik olarak çorbacıya gittik ve marketten kalan alışverişimizi yaptık. Tabii ki sadece Niğde’de bulunan poliden de almayı unutmadık. Bu sırada saat 7-8 civarıydı. Otobüsümüze tekrar bindik ve doğruca Çukurbağ Köyü’ne gittik. Bir saate yakın bir yolculuğun ardından Çukurbağ Köyü civarında traktöre aktarma yaptık ve Emli Vadisi’ne doğru yola çıktık. Emli Vadisi karlı ve buzluydu. Traktör yolundan daha önce de araç geçtiği için orası buz pisitine dönmüştü. Bu yüzden bir süre traktörü itmeye çabaladıysak da başarılı olamadık ve Salim Abi traktöre zincir taktı. Bu şekilde Kocadölek’e doğru yarım saat daha yol aldık ve Salim Abi bizi bıraktı. Güneşli, kışa göre sıcak bir havada Kocadölek’e doğru yürüyüşümüze başladık. Bu sırada yanlış hatırlamıyorsam saat bir ya da ikiydi. Kulüpteki eskiler yürüyüşe daha erken başlamış olmamız gerektiğini söylediler. Bu vakit kaybının başlıca sebebi traktörü itmemizdi. Yürüyüşümüze dönersek, yol Yıldız Tekniklilerin açtığı izden dolayı çok kolaydı. Ortalama 30 cm civarı kar olmasına rağmen patikadan yürür gibi yolu geçtik ve saat üç buçuk dört civarı Kocadölek’e vardık.
Kamp:
Yıldız Tekniklilerin yaptığı kar duvarı sağlam bir şekilde duruyordu ve biz de içine yerleştik. O gün kazma eğitimi için kulvar açmamız gerekiyordu, ancak çok geç kaldığımız için bunu sonraki güne erteledik ve yemeklerimizi pişirdik, yedik, uykuya yattık.
İlk Gün:
Bu günün planı kahvaltı, kulvar açma, kazma eğitimi şeklindeydi. Sabah 7:30’da kamptakileri uyandırdım ve kahvaltı faslı başladı. Sekiz buçuk dokuz civarı kahvaltılarımızı bitirip kazma eğitimine hazırlandık ve Akşam Pınarı‘na doğru çıktık. Önce Begütay, Fatmanur, Yusuf ve ben kayarak kulvar açtık. Daha sonra kazma eğitimine başladığımızda saat on buçuk civarıydı diye hatırlıyorum. İsmail kayacak olanların pozisyonunu hazırlıyor, Emmi ise biz kayarken yeterince hızlandığımızda düdük çalıyordu. Biz de düdük sesini duyunca kazmamızı kullanarak duruyorduk.
Burada yaşadığımız önemli bir sorun ise, geziye gelen arkadaşlardan birinin kalp rahatsızlığı olup ilacını almayı unutmasıydı. Bu gibi sorunların yaşanmaması için alabileceğimiz önlemleri daha sonra kulüp toplantımızda çokça tartıştık. Kulvardan bahsedecek olursak, epeyce dikti, güzel kayabiliyorduk ama biz kaydıkça kulvarda çukurlar oluşmaya başladı. Son kayışlarımdan birinde Emmi kazmamı saplamam için düdük çaldığında havada olduğumu hatırlıyorum. Bu gibi sıkıntılara rağmen kazma eğitiminin verimli geçtiğini düşünüyorum. Çünkü yenilerin çoğu dört düşüş pozisyonunu da tecrübe etme fırsatı buldu. Kazma eğitimini tamamladıktan sonra üç dört civarı kampımıza döndük. Bu sırada eldivenlerimin ve pantolonumun sırılsıklam olduğunu hatırlıyorum. Aslında bugün plana göre kar mağarası ve iglo da yapmamız gerekiyordu, ancak yeterince kar bulunmadığı için bunu başka bir kış kampına bıraktık. Bu gece zirveye gidecek arkadaşlar olduğu için gece sessiz konuşulması konusunda yeniler bilgilendirildi ve yemeğimizi yiyip yattık. Ben de bu sırada kıyafetlerim ıslak olduğu için zirve yoluna gidip gitmemekte kararsızdım. Böylece ilk günümüz sona erdi.
İkinci Gün – Zirve denemesi:
Gece bir civarına ayarlanmış alarmlarımız çaldı, Begütay, Emmi, İsmail ve ben acele etmeden çabuk çabuk hazırlanmaya başladık. Birkaç bardak sıcak çorbayı dönerek basitçe kahvaltımızı yaptık, akşamdan hazırlanmış çantalarımızı aldık ve epeyce rüzgarlı bir havada Sıyırma Vadisi’nden Güzeller’e doğru yola koyulduk.
Güzeller yolunda yine YTÜ’lülerin açtığı iz vardı ve yolun önemli bir kısmını yürürken bunu takip ettik. Bir saatin sonunda mola verdik, biraz yemek yedik, su içtik ve yolumuza devam ettik. Sıyırma Vadisi’nden YTÜ’lüler muhtemelen Vali Konağı’na gitmişlerdi ve saat 3’ten sonra iz açarak yürüdük. Bir saat kadar daha yürüdükten sonra ben müsait bir yerden dönmeye karar verdim. Ben daha önceki gün kazma eğitimi aldığım için tecrübesizdim ve kulvardan geri dönmem planlanmıştı. Açıkçası, geldiğimiz yerden sonrası gözümü korkuttu, ben de kulvardan dönmek için orayı çıkmak istemedik ve geri dönmek için hazırlandım. Bu sırada hava epeyce rüzgarlıydı. Geri dönüş için hazırlanırken yerdeki çantamın rüzgarla sürüklendiğini hatırlıyorum. Çantamdaki yiyeceğin çoğunu ve suyun yarısını Emmi, Begütay ve İsmail’e bırakarak geri dönmeye koyuldum. Bu sırada saat 4 civarıydı. Çıkarken açtığımız izleri takip ederek kampa dönmem planlanmıştı. Aslında rüzgardan dolayı izlerin çoğu yarım saat içinde kaybolmuştu ama vadide gidecek tek bir yön olduğu için kaybolmam mümkün değildi. Belli belirsiz izleri takip ederek, üç buçuk atarak, dönüş yolunu yürüdüm ve saat beş, beş buçuk civarı kampa ve sıcak tulumuma geri döndüm, uykuya yattım. Emmi’nin anlattığına göre ben döndükten sonra çanağa girmeden önce tehlikeli gördükleri bir yerden onlar da geri dönmüş. Saat altı buçuk, yedi gibi Emmi, İsmail ve Begütay da kampa ulaştı.
İkinci günün sabahında yedi buçuk gibi kahvaltımızı yaptık. Bu sırada fazlaca kullandığımız(çadırı ısıttığımız) bütan-propan tüpümüz bitti ve eski usul olan ispirtoya döndük. Ama diğer çadırlarınki söylediklerine göre gezinin sonuna kadar yetmiş.
Bugünün planında Sıyırma Vadisi’ne bir trekking, krampon eğitimi ve kar duvarı eğitimi vardı. Vaktimiz bol olduğu için öğlene doğru trekkinge başladık. Bu sırada da epeyce rüzgar vardı ve sık sık yüzümüzü rüzgardan korumak için durmak zorunda kaldık. Biz trekking yaparken geceden açılan izleri takip etmeyi planlıyorduk, ancak izler neredeyse tamamen kaybolmuştu. Böylece yeni iz açarak çığ tehlikesinin başladığını düşündüğümüz bir yere kadar yürüdük, yemek yedik, su içtik ve bol bol fotoğraf çekildik. Kısa bir sürede de kampa döndük ve krampon eğitimi için kramponlarımızı taktık. Kampın yanındaki yamaçta eğitimimizi yaptık. Etraftaki bütün kar yumuşak olduğu için eğitimimiz çok verimli olmadı ama kramponla tırmanma adımlarını öğrenmiş olduk. Bu sırada rüzgar çok şiddetlendiği için çadırlarımıza daha yakın bir kar duvarına ihtiyacımız vardı. Bu yüzden kulübümüzde sonradan çok tartışma yaratacak bir eyleme imza atıp YTÜ’lülerin duvarını taşıdık. Bizim çadırda ben çadır başı olmama rağmen Emmi daha tecrübeliydi ve çadırın yanına kar duvarını tek başına ördü sayılır. Bu yüzden ona bir teşekkürü borç bilirim. Kar duvarı faslından sonra şiddetli rüzgar altında çadırlarımıza geçtik, yemek yedik, oyun oynadık ve 12 gibi uyuduk. Gezinin bundan sonrası dönüş olarak da nitelendirilebilir.
Üçüncü Gün – Dönüş:
Üçüncü günün sabahında telefonumun alarmı çaldığında saat altı buçuktu. Kamptakileri uyandırdım ve kahvaltı faslı başlamış oldu. Çıkış saatimiz yedi buçuk sekiz olarak belirlenmişti. Kahvaltımızı bitirip çantalarımızı topladıktan sonra tipi altında çadırlarımızı toplamaya giriştik. O gece yarım metre civarı kar yağdığı için herkes çadırının üstündeki karı temizledi, kar kazıklarını bulmak için çadırlarının yanını kazdı ve çadırlarını topladı. Çadırımızı temizlemek için silkelerken pollerinden birinin buza girmiş olduğunu fark etmedim ve maalesef çadırımızın polünü kırdım.(Ve Emmi’den fırça yedim.) Daha sonra malzemelerimizi toparlayıp iki grup halinde yola koyulduk. İçinde olduğum ilk grupta Begütay iz açarak yürüdü. Yolun yaklaşık yarısına geldiğimizde arkadaki grup bize yetişti ve tek grup olarak Emli Vadisi’nden dönüşümüzü gerçekleştirdik. Traktörden indiğmiz yere geri döndüğümüzde Salim Abi’nin traktörle oraya kadar gelip bize iz açtığını gördük ve ona minnet duyduk. Traktör izi bizi epeyce hızlandırdı. Saat 12 civarı traktöre eşyalarımızı yükledik ve yürüyüş faslını da tamamlamış olduk. Bu sırada önemli bir sorun çıktı. Kampta bir kürek unutulmuştu. (Daha sonradan bunun, bir küreğin sapını bir kişinin, küreğini başkasının alması sonucu çıkan bir yanlış anlaşılmadan kaynaklandığını fark ettik) . Yaklaşık bir saatlik traktör yolculuğundan sonra otobüsümüze bindik ve Niğde’ye(hamama) doğru yola koyulduk. Hamam, yemek derken saat altı buçuğa geldi. Bu sırada İstanbul’dan gelen iki şoförümüzden birinin geri dönmüş olduğunu gördük. Yusuf’un bu sorunu çözmedeki büyük katkısı sayesinde Zafer Abi’yi İstanbul’dan otobüsle bir şoför göndermeye zorladık. Böylece güvenli bir şekilde dönüş yolumuza başladık.
Kulübe Dönüş:
İstanbul’a saat dört buçukta döndüğümüzde yine karla karşılaştık. Kulüp odasının önünde çadırlarımızı kurup temizledik, malzemelerimizi teslim ettik ve böylece bir kış kampını daha sonlandırdık.
Ozan ÖZGÜR
24.02.2016
0 yorum