Ekip: Begütay Temurhan
Tarih: 9-10 Haziran 2015

Yaklaşım:

10.45 gibi Demirkazık köprüsünde Çamardı minibüsünden indim. Hazırlıklarımı tamamladım, aldığım 3 litre suyun 2,5 litresini boşaltarak 11.05’de Sokullupınar’a doğru yürümeye başladım. Dağ evinin çeşmesinde kısa bi dinlenmeyle 14.15 civarında Sokullupınar’a vardım. 30dk kadar dinlendikten sonra bivak yerine doğru tekrardan yola koyuldum. Narpuzun kapısından geçerken sişeleri doldurdum ve vadinin solundaki çarşaktan olabildiğince kaçınmak için gördüğüm ilk sırttan sola doğru yükseldim. Kayaların arasından sırta kadar çıktım ve sağa, kulvarın bulunduğu oluğa doğru yöneldim. Saat 17.30 gibi bivak yerine vardım. Kampımı kurup, güneşin son ışıklarından faydalanmak için çarşağa uzandım. Saat 20.00’ı bulmadan bivağın içine girmiştim.

Zirve Denemesi:

2 biraz geçerken uyanıp yatmadan önce erittiğim kar suyunu ısıtırken hazırlanmaya başladım. Yemeğimi yedim, suyumu içtim ve 3.20 gibi tırmanışa geçmeye hazırdım.Yanımda besin olarak birkaç bar ‘Tadımca’, yaş fındık, 75cl Dr.Oetker Iced tea tozlu su, 75cl sıcak kar suyu vardı. Ekipman olarak da bir çift baton(sanırım bu baton eski bir kulüp üyemizin bağışıymış. Gerçekten faydalı oldular, çok teşekkürler:) bir çift teknik kazma, bir çift krampon, kuşam, kazma için kullandığım göbek bağı sıkıntılı olduğu için ve nolur nolmaz diye biraz perlonla pursik vardı.

Kulvarın bulunduğu oluğa inmek için beli tırmandım, oluğa indim ve karı kontrol ettim. Kısmen yumuşaktı ama kramponu hemen takıp kulvarda zaman kaybetmekten kaçındım, neyse ki irtifa arttıkça ve havadaki tedirgin edici nem kalktıkça kar sertleşti. Yükseldikçe kulvarı kar kütlelerine ayıran yarıklara rastlamaya başladım hatta bir tanesinin dibinde kaya katmanını gördüm.Bu yarığı görünce erken çıktığıma sevinip daha hızlı hareket etmeye karar verdim.

Kulvardaki ilk çatallanma sağa doğruydu. Daha önce rotayı çıkan Arda’dan ve raporlardan rotanın hep sağa meylettiğini biliyordum.Ama burada sağa giden yol çok abuktu yine de gün aydınlanırken yemek&içmek ve rotayı kafamda tekrar etmek için biraz dinlendim.

Kulvarın ana hattını takip edip rotanın tam ortasına oturmuş büyük kaya kütlesine geldiğimde batondan kazmaya geçmem gerektiğine karar verdim ve yine rotayı düşündüm, çünkü burada da budaklanma vardı. İlk başta kaya kütlesinin sağındaki ince damara yöneldim ama sonundaki kaya etabını biraz zorlamayı deneyip altındaki öğle saatlerinde oluşan şelaleden kaynaklı koca çukuru görünce ‘cık’ dedim ve geri indim. Sonra bir anda nasıl olduysa sağa giden geniş kol beni cezbetti, yolun oradan olduğuna inandırdı. 1 saat kadar rotayı oradan ittirmeye çalışırken kramponla abuk 3, 3+ tırmanışlar yaptım ama sonra yine takıldım, arkama baktım ve geldiğim yerdeki büyük genişliği gördüm, ‘hmm’ deyip geri indim ve kaya kütlesinin solundaki ince damara yöneldim. Zaman kaybetmek canımı çok sıktı ve teknik zorluğu olan bir etaba gelene kadar küçük soluklanmalar haricinde dinlenmemeye karar verdim.

Bu sırada bir önceki gün rotayı çıkan Tezcan ve Yunusun izlerine denk geldim. İzleri takip ederek amfitiyatroya kadar geldim burada izler sağa doğru meyledince, direkt yukarı V çentiğe gittiğini düşündüğüm koridora doğru yükselip izlerle tekrar buluştum. Bu kısım benim için çok işkenceli oldu, 70-80 derece eğimde ağırlığımı kazmalara verip kara yatarak bacaklarımı dinlendirmeyi bile denedim. V çentiğe çok yakın olan sağ kıvrıma geldim ve burada 2. dinlenmemi yaptım. Az sonra gelecek kaya-buz etaplarında keşkül titremesi yaşamamak için yedim, içtim.

Kaya-buz etaplarına girerken saat 7.15 civarındaydı, buz Yunus’un gazabına uğramış olsa da gayet iyi durumdaydı:) Yunus ve Tezcan’ın kardaki izleri kulvarın bu karışık kısmını hızlı geçmemde çok etkili oldu, sağolsunlar. Çünkü izlerden yön konusunda problem yaşadıkları anlaşılıyordu:)

Saat 8 gibi zirve sırtına çıktım. Kramponları çıkar, deftere yürü, ye, iç, fotoğraf çek derken saate baktım, 8.45 olmuştu. Bir an telaş sardı, çünkü kulvardan dönecektim. Gördüğüm yarıklar ve ısınan hava benim için tek bir anlama geliyordu: çığ tehlikesi. Biraz fındık atıp ‘şeftalili iced tea’nin son yudumunu aldım ve sırttan geriye yürümeye başladım. İneşe başlamadan kramponlarımı geri taktım.

Buz-kaya etaplarını, buz ile kaya arasında akan sudan oluşmuş boşlukları kazma ile doldurarak rahatça indim. Amfitiyatronun ortalarına doğru batona geçtim ve koşarak inmeye başladım, güneşle yarışıyordum. Çıkarken kaybolduğum kısma gelince güneşin kulvarın alt kısımlarına vurmaya başladığını gördüm. 2-3 dk dinlenip kulvardan çıkana kadar durmadan indim. Toprağa bastığımda saat 10.30 civarındaydı. Nihayet, kramponlarımı çıkarırken zirvenin sevincini yaşayabildim. Kampa döndüm, kulvarda içmediğim sıcak suyla çay keyfi yapıp uyudum.


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar placeholder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir