Ekip: Yunus Şeker- Gökhan Er (Büdak)
Hava Durumu: Her gun acik, aksamustu kapali/sisli.

19/08

Cok uzun zamandir planladigimiz, zaman zaman Mehmet Sagcolak’in da dahil olmayi dusundugu , en sonunda Malkocoglu Sonmez gibi yapacagimiz ise hakaretler yagdirip kendi basina bizden iki gun once gittigi Kackar Falliyetimiz,19 Agustos saat 2’de Halicioglu’ndan basladi. Luks Karadeniz adli, “konforlu otobuslerle nefis terbiyesi” mottolu firmayla, 18 saatlik yol boyunca, zaman zaman muavinlerden su istedigimiz icin azar yiyerek, zaman zamanda karadenizli teyzelerden “ Evladum su koltugunu yaturma da ,hacan dizlerim rahatsuzdir!” Sozlerini duyarak yolu bitirip, Pazar-Ayder minibusleriyle Ayder’e vardik. Pazar’dan Ayder’e saat basi minibus var, otogardaki firmalara soyleyince size yardimci oluyorlar. Istanbul’da yasayan Karadenizli bir sanatcinin ben muavin olayim bugun diyerek yol boyunca sov yaptigi cilgin bir yolculuk, bize yepyeni bir dunyaya geldigimizin habercisi gibiydi. Ayder’den dolunca kalkan Yukari Kavron minibusleriyle Yukari kavrona geldik. Burada cay-kahve ve hazirlanma fasli darken, yola cikmamiz 13:30’u buldu. Tabelalar size zaten koyun icinden gideceginiz yeri gosteriyor, yol boyunca babalar ve bariz patikalar var. Ama temel olarak, dereye paralel daglara dogru gidiyorsunuz. Dereyi surekli takip ederseniz Kavron Gecidine cikiyor, Okuzyatagi, ya da diger adiyla Mezovit cayiri ise, yaklasik 1,5 saatlik bir yolculuktan sonra, derenin ana kolundan ayrilip sola donen vadinin icinde. Zaten babalar ve patika, daha sonra da bogalar disari kacmasin diye yapilmis olan meshur demirkapi size karsilayinca dogru yolda oldugunuzu anliyorsunuz. Normal bir tempoda 2-2,5 saat civari surecek bu yolu, biz rahat rahat yurumeyi ve essiz guzelligi fotograflamayi tercih ettigimiz icin yaklasik 4 saatte yuruduk. Tabi bunda, asil planin Kavron gecidinden Deniz Golu’ne donup, zirveyi ordan yaparak, adeta dagin cevresini komple donen bir tur yapmak olmasi ve daha sonrasinda bundan vazgecmemiz etkili oldu.17:30’da kamp alaninda gordugumuz cadirlara “ Bizim bir arkadasimiz var, gordunuz mu ya?” diyerek sora sora Mehmet Sagcolak’i bulduk. Zirveden donmus bitkin bir Mehmeti bulup, kafamizi saga cevirdigimizde, arkadasimizi bu hale getiren olagan supheliyi gormustuk:devasa bir CARSAK! Kendine gelsin diye ona biraz su ve ekmek verdik, o da bize rotayi tariff etti. 19:45 gibi yemek faslini bitirdik. Gokhan’in her zaman hayalini kurdugu samanyolu ve yildiz sovunu ilk defa gormesinin mutlulugunu her ne kadar bolmek istemesem de, o gece erken kalkacagimiz gercegiyle tulumlara cekildik.

20/08

2:30’da kalktik. Hava gayet guzeldi. Kahvalti fasli darken 3:30 da yollardaydik. Solda karsida duran carsak sirti hedefleyerek yuruduk,yol cok bariz olmasina ragmen babalar olmasaydi yine de karanlikta cok vakit kaybederdik.Sagda kucuk buzul kalacak sekilde, sol taraftan kapiya ciktik, daha sonra da dagin kuzeydogu/dogu yuzu?? karsinizda kaliyor, babalar ve oklar ordan sonra size yol gosteriyor. Daha detayli tarif icin mutlaka Mehmet Sagcolak’in raporunu okumanizi tavsiye ederim. Bu arada carsagin gunahini almisiz, bekledigimiz kadar yorucu degildi, daha cok bir patika havasinda. Aladaglardaki Kizilcarsak gibi bir travmayi iki kez yasamis biri icin, buna carsak demek ayip kacar diye dusundum sahsen. Neyse kapiya ciktigimizda, Gokhan’in ilk zirve denemesi olmasi nedeniyle, orda kalmasinin daha iyi olacagina karar verdik. Kendisi gecitteki manzaradan da oldukca memnundu. Artik yalnizdim. Hep merak etmisimdir solo kafasi nasildir diye. Sonucta bizim jenerasyonda herkes Arda’nin solo Demirkazik hikayesiyle buyumustur. Bizden sonrakiler de muhalif yonetmenimiz Begutay Temurhan’in solo raporlariyla buyuyecek insallah. Ozellikle Kaldi Kuzey’ini tavisye ederim, okuyup ilham almak lazim. Solo fikrini tam romantize etmis, simdi ben bunu oyle bir anlatirim ki insanlar bu adam solo Eiger Kuzey mi cikmis diye okurlar diye kafamda tilkiler donerken, bir de baktim ki sacma sapan bir yerde dagin kuzey yuzundeyim. Ne baba var ne de ok. Oysa ki dagin yarisi isaretlerle doluydu ! Asagi yukari saga sola buldugum tum taslarin tepesine tirmanirken, bir de baktim insanlar var. “Gel yegen ne isin var dagin kuzeyinde!”. Hemen gidip onlara katiliyorum. 5 kisilik bir ekip. Ama Kackarlarda guzelligi gormeye , rahatlamaya, hazir gelmisken bir de zirve yapalim demeye mi gelmisler, yoksa Mont Blanc ultra maratonuna mi gelmisler belli degil! Resmen kosuyorlar. Ustelik de bu hani cok da trekking zirvesi degil, cok basit olsa da, gecitten sonra nerdeyse zirveye kadar full 4 ayak tirmaniyorsunuz. Onlar kostukca, ben de kosuyorum peslerinden.9:15’te zirvedeyiz. Anca zirvede ogreniyorum Akut Dagcilik Kulubu olduklarini. Tebrigi hakediyorlar gercekten, kim bilir, belki bir gun biz de boyle oluruz. 1 saat zirvede takiliyoruz. Sonrasinda inis basliyor. Inis daha zor cikistan, surekli dikkatli inmek durumundasiniz, dizler gercekten cok yiparniyor, yorgun bir halde 2:30 civari kampa variyorum. Cok kolay olmasini bekledigim, ancak ders niteliginde, hic bir zirvenin kucumsenmemesi gerektigini gosteren bir zirve yolculugu oldu, iyi oldu guzel de oldu. Ama anlasilan o ki diger taraftan, yani dilberduzu tarafindan zirve cok daha kolay. Kampta neyse ki beni bekleyen Gokhan var, hemen bana corba yapiyor, corbayi icip yatiyorum uyuyorum bir saat. Akut ekibi de beni caya davet etmisti,ama cok yorgunum, onun yerine cadirin disina cikip, elimizde kahveler, alttan sislerin gelisini izliyoruz. Muhtesem bir manzara gercekten. Yalniziz tabi, Mehmetlerin ekibi gitti, Mehmet de gitti, gece her seste kesin ayi geldi diye uyaniyoruz. Oyle bir sey yok, ayi gelmiyor, rahat olabilirsiniz.

21/08

6:30 kalkis saatimiz. Amacimiz Buyuk Gole gecmek. Hemen yanibasimizdaki yuksek gecidi zorlamak istemiyoruz kamp yukumuzle. Yukari Kavron’a inecegiz, ordan da Ayder’e inmek zoundayim.Hic bir yerde telefon cekmiyor, bana da is teklifi gelecek, mutlaka telefonun cekmesi lazim. 9:00 da yola cikiyoruz. Ayaklar yara, dizlerde agrilar var, asagiya inmek tam bir iskence. Bunun yaninda herkesin bahsettigi meshur bogalari da ilk defa gorduk, uzak durmak icin,nerdeyse usendigimiz gecide cikiyorum, yorgunluk falan gitti bir anda ! Bu Boga meselesi oyle bir hal aliyor ki, dunyanin en masum ve tatli hayvanlari olan ineklerin bile bogadir belki diye 2 km uzagindan geciyoruz, sehir cocugunun drami… Belki de efsanedir, saldirmiyordur bu bogalar, birinin denemesi lazim. 11:15’te yukari Kavron’dayiz. Ayder’e gidip donuyorum, Gokhan tum gun Kavron’da cay-sigara yapiyor. Minibuslerin onunde durdugu Sahin Pansiyonda muhlama yiyoruz, manzara guzel. Aksam olunca arkasinda cadirimizi kuruyoruz, cadir yeri bedava, tuvalet de var, 1 lira. Bu aksam ayi korkusu yok diye seviniyoruz, ama bu sefer de, Karadeniz’in dogal sesleri, silahlar. Nerdeyse tum gece patliyorlar. Sabah hedef Buyuk Gol, Kavron’dan yol var, 2-2,5 saat suruyor diyorlar.

22/08

Tum gece sis vardi, sabah da sise uyaniyoruz. Bu hava da Buyuk Gol imkansiz. Uzuluyoruz, ama Kackar bize cok iyiydi, 4 gun tek bir damla yagmur yoktu, herhalde bir mucize, ya da bu mevsim belki de tek dogru mevsim bilemiyoruz. Gokhan yatalim burda diyor, ben ise her zamanki gibi rahat duramiyorum, Gokhan’in basini sisiriyorum. Iyi tamam yeter ki sus diyor, pili pirti toplayip ilk minibusle Ayder’e (sabahlari 8.30-9 arasinda ilk minibus Ayder’e iniyor, ondan sonrasi doldukca), ordan da Camlihemsin’e. Zilkalaeyi cok duyduk, Camlihemsinden 12 km. Yururuz yoldan, bir nevi Firtina Vadisi trekkingi olur diye dusunuyoruz. Farkediyoruz ki hava sicakmis, bir otostop cekiyoruz, aninda duruyorlar. O an, nasil buyuk bir maceranin icine girdgimizin farkinda degiliz, Fotografci ve otostopcu dostu iki abimiz, Ismail ve Cafer,aliyorlar arabalarina, Zilkaleye kadar. Nerde karayemis gorsek duruyoruz, tum Firtina vadisinde son kalan karayemisleri de tukettik. Zilkalenin manzarasi gercekten cok guzel, yol da oyle. Sonra bu abiler bize Trabzon’a Santa Harabeleri’ni fotograflamaya gitcez diyorlar, hay hay diyoruz. Camlihemsin’den Arakli’ya, sahil yolundan da iceri 60 km, ama nasil yol ! Gorunce anliyoruz ki iyi ki bu yol yapilmamis, malum yollar yapilinca neler oluyor az bucuk anladik, ozellikle Ayder’de. Santa Harabeleri bilinmeyen, ama inanilmaz bir tarihi site. Arabasina guvenen mutlaka gitmeli. Aksam Rize’ye donuyoruz, muhtesem bir Alabalik ziyafeti. Ucuz yollu bir otel ayarliyor bize Ismail Abi Rize merkezde, gercekten tam anlamiyla karadeniz misafirperverligini tum gun boyunca gosteriyorlar. Uzun sureden sonra aldigimiz dus ise bizi en cok mutlu eden seylerin basinda geliyor.

23/08

Tum gun Rize’de bir kafede oturuyoruz. Gokhan Rize’den Merzifon’a , ben ise Pazar’dan Istanbul’a gidecegim. Yol uzun, vedalasiyoruz. Vedalasmamiz huzunlu oluyor, cunku ikimiz de Metro Turizm’den biletleri almisiz, ne olacagini kimse bilmiyor…

NOTLAR

1-) Zirve yolunda bana eslik ettikleri icin Akut Dagciliga, rota tarifleri icin Mehmet Sagcolak’a , Kackar kitaplari icin Budak Avusturalya temsilcisi Arca Yilmaz’a, malzeme ayarlamalarinda yardimlari icin Niyazi Dogan Oncu’ye, Ismail ve Cafer Abi’ye, malzemeler icin Olivia Munson/Efrahim Seker’e ve misafirperverligi icin tum Kackar halklarina tesekkuru borc biliriz.
2-)Istanbul –Pazar otobus:110 lira
Pazar-Ayder:12 lira
Ayder- Yukari Kavron:10 lira
3-) Su kaynagi asla bir sikinti degil. Dagin her yeriden adeta su fiskiriyor.Ama ne kadar yukarilardan icerseniz o kadar iyi. Aritma kullanilabilir, biz kullanmadik.
4-) Dag’in sisi cok fena. Siste asla yola cikilmamasi onemli. Ozellikle ogleden sonrali vuruyor.
5-) Cok detayli bilmesem de, tecrubesiz ekipler icin Dilberduzunden zirve daha mantikli duruyor.
6-) Yerel halkin kadina laf etmesine aldirmayin. Kate Clow’un Kacakarlar kitabi cok faydali. Teknik rotalar icin Tunc Findik’in kitabi da oyle.
7-) Buzulu tirmanacak arkadaslar, ki ileride ben de dusunuyorum, tas dusmesi konusuna cok dikkat etmeliler. Tas dusmuyor, adeta yagiyor. Gercek anlamda yagiyor. Sabah cok erken saatler tercih edilmeli belki de.

Yunus Şeker

 


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar placeholder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir