Ekip: Asya Küçükbasmacı, Ahmet Kahraman, Meryem Örnek, Sinem Öznur
Geçtiğimiz yıl kulüpte art arda yapılan kulvar çıkışları Asya ve beni (Sinem) çok heyecanlandırmıştı. Yazdan sonra aylarca kış faaliyeti konusunda birbirimizi motive ettik. Her after’da ve dağ konuşmasında başta Hakan ve Alim olmak üzere eskileri darlayıp kulvar çıkışları hakkında sorular soruyorduk.
Ardından yılın o vakti geldi ve Aladağlar’a kış kampına gitmek için hazırlanmaya başladık. Ahmet K., Ahmet Yasin, Mert, Cem ve Baran kamptan hemen sonra Erciyes Şeytan Kulvarı’na çıkmaya karar verdi. Ahmet, bu denemesinden sonra Asya ve ben ile tekrar gitmek isteyebileceğini söyledi. Bu müthiş ekiple Erciyes planını yapmaya başladık.
dipnot: Cem A101 tavuğunu fazla kaçırınca kahvaltı kayalıklarından geri döndüler 🙁
Asya ve ben lisanslarımızı çıkardık. Ahmet yakın bir zamanda gittiği için tüm izin sürecine hakimdi. Hava bu süreçte çok çok soğuk ve rüzgarlıydı. Mountain Forecast’te mor görmek artık travmamız haline gelmeye başlamıştı. Ardından ekibe Cem dahil oldu. İdeal hava koşullarının olduğu bir haftasonu yakaladık ve hemen izin dilekçemizi yolladık. Fakat hava tekrar bozdu. Biz de faaliyet planımızı iptal ettik. Zaten ardından GSB beni aradı ve jandarmanın tüm izinleri reddettiğini söyledi. Faaliyet yapmayı planladığımız günde jandarma arayıp “Gelmeyin sakın çıkarmayız.” dedi. Planınımız yine iptal olmuştu ve Cem kutsal görevini tamamlamak üzere Amasya’ya gideceği için bundan sonra onunla gidebileceğimiz bir vakit kalmamıştı. Bu noktada Cem’e veda ettik ve ekibe Meryem transfer oldu. Ve sonunda hava biraz ısındı ve rüzgar dindi. Hemen yeniden izin dilekçemizi yolladık.
Vaktimiz olduğu için faaliyetimizi sıkıştırmamaya karar verdik ve bir gün fazla vakit geçirecek şekilde plan yaptık. 6 Mart 22.50’de Alibeyköy’den yola çıktık.
7 Mart
10.30’da Kayseri otogarında inip Süha’nın servisi ile Yoğunburç Mini Terminali’ne gittik. (Buradan direkt kayak merkezine minibüsler var.) Otogarda bizi Asya’nın arkadaşı karşıladı. Eşyalarımızı terminalde bırakıp yemeğe gittik. Ramazan sebebiyle çoğu yer kapalıydı. Ardından alışverişimizi yapıp Develi minibüsüyle kayak merkezine gittik. Yol yaklaşık yarım saat sürdü. Ben iznimizi bir hafta önce iletmeme ve hafta boyunca aramama rağmen biz Kayseri’ye varana kadar valilikten iznimiz çıkmadı. Kayseri’ye vardığımızda iznimizin çıktığını söylediler fakat karakola yollanmamıştı. GSB’yi arayıp dilekçeyi yollattım fakat bu seferde eksik geldi. Bir tek benim iznim vardı. Komutan insiyatif alıp bizimkilerin isimlerini bir kağıda yazıp verdi.
İzin süreci hakkında ufak bir bilgilendirme:
Erciyes’te faaliyet yapabilmek için lisansınız olması gerekiyor. İzin almadan faaliyet yapmanız çok zor. (Dağ evindeyken başka bir ekipten kaçak bir yol olduğunu duyduk ama pek bilgim yok.) İzin dilekçesini Kayseri Gsb’ye atmanız gerekiyor. Onlar sonrasında valiliğe, kaymakamlığa ve jandarma karakoluna yolluyor. Siz de Erciyes’e vardığınızda karakola giderek oradan izin belgesini alıyorsunuz.
Kayak merkezinde hazırlandık ve gondol için biletlerimizi aldık. Gişedeki kadın telesiyejin kapandığını söyledi. (Saat üç civarıydı.) Fakat biz gondoldan indikten sonra çalışmaya devam ediyordu. Asya ve Meryem telesiyej gişesine gidip tüm tatlılıklarını kullanmaya çalıştılar fakat işe yaramadı. Biz de 15.50’de yola çıktık. Yer yer batak kar vardı. Bata çıka yaklaşık 1 saat 20 dakikada dağ evine vardık. Dağ evine vardığımızda kimse yoktu. Tam ne güzel kalabalık değil diye düşünürken İzmirli bir ekip geldi. Aralarında daha önce 21 kere kulvarı çıkmış biri vardı :0 ve bize planı uzatmayıp onlarla zirveye çıkmayı teklif ettiler. Bize karşı yaklaşımları pek iyi değildi maalesef. Biz de reddedip planımıza sadık kaldık. Akşam yemeğimizi yaptık, biraz yıldızları izleyip uyuduk.
8 Mart
Sabah 9 gibi uyandık. Tulumdan kafamı çıkarmadan bizimkilere dün gece bir ekibin daha geldiğini anlatıyordum. Sonra kafamı bir kaldırdım tam karşımızda dünkü ekipten biri sandalyede oturmuş bizi dinliyordu. İrtifa çarptığı için geri dönmüştü ve epey yorgundu. Midesi bulanıyor ve başı ağrıyordu. Biz de kendisine ilaç verdik.


Sinem & Meryem & Ahmet
Fotoğraf: Asya
Bugün için planımız kahvaltı kayalıklarına kadar yürümekti. 12 gibi yola çıktık, yolda karşılaştığımız kayakçılarla ve dağcılarla sohbet ederek yaklaşık üç buçuk saate kahvaltı kayalıklarına vardık. Burada çayımızı kahvemizi içtik. Ardından çığ testimizi yaptık, her şey yolunda görünüyordu. Kramponlarımızı takıp denedik.

Kahvaltı Kayalıkları
Veee 8 Mart’a denk gelen faaliyetimizde Asya ve Meryem ile hazırlamış olduğumuz pankartımzı açıp fotoğraf çekildik. Yol boyunca farklı ekiplerle karşılaşmıştık. Ahmet’e rehber ve bize “üç dağcı bayan” bile denmişti. Evet Ahmet’in tecrübesi bizden fazlaydı, bu yüzden ona güveniyorduk. Ama nihayetinde biz partnerdik ve Ahmet faaliyet boyunca bize karşı böyle yaklaşıldıkça utanıp sıkılmıştı. Kulüp ortamında cinsiyetçi yaklaşımları bu kadar hissetmediğim için rahatsız oldum. Bu yüzden 8 Mart’ta bu faaliyeti yapmak için şahane dostlarımla yola çıkmak süper hissettirdi.

Fotoğraf: Ahmet
İnişe geçtiğimiz noktada Asya kaymak istedi fakat ne yaptıysa olmadı. Hatta kaymaya çabalarken daha çok yoruldu. Sonra da pes etti ve birlikte hızlıca dağ evine indik. Dağ evine vardığımızda inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Kaldığımız odaya yaklaşık 15 dağcı daha yerleşmişti. Ahmet’in canı bu duruma aşırı sıkıldı ve yüzü sirke satıyordu. Yemek boyu keyfini düzeltemedik. Ekiple ortak bir kalkış saati belirledik. Işık kapama saatimize üç dört dakika kala jandarma beni aradı. “Ottoman” pistinde çığ düştüğünü 3 kişiye ulaşamadıklarını söyledi. Bizden yarın sabah dağdan inmemizi istediler. Bu noktada dağ evi bir curcunaya döndü. Biz dördümüz sessizce Ankaralı ekibi dinlemeye başladık. İçlerinden biri jandarmaya söylenip gidip çığ testi yapmak istiyordu. O sırada jandarma tekrar aradı ve bir dağcı ekibe ulaşamadığını söyledi. Benden gidip haber vermemi istiyorlardı. Bu noktada telefonu diğer ekipten antrenör olan kişiye verdim. Onlar gidip diğerlerine haber verdi. Fakat bizim o gün gördüğümüz iki çadırı bulamadılar. (3 gün sonra Instagram’da zirve fotoğraflarını gördüm.) Bu sırada epik şeyler yaşamaya devam ediyorduk. Ankaralı ekipten iki kişi bizimle dağ evinde kalmıştı. Bize tiyatral bir şekilde Nazım Hikmet şiiri okuyorlardı. Bu harika insanlar yüzümüzü güldürdüler. Ardından ekip döndü ve uykuya geçtik.
9 Mart
Gece jandarma dağ evine kadar çıkmış ve işaret fişeği atmıştı. Bizler, sabah bir ekibin dağ evine yüksek sesle girmesine kadar uyuduk. Bu coşkulu ekip, sabah yola çıkarak kulvara girmeyi planlıyordu. Antrenör uzun süre bunun riskli olduğunu anlattı fakat kaçak gelen bu ekip pek umursamadı. Yola çıktılar, zirve yapıp yapmadıklarını bilmiyoruz. Sabah gözümüzü ev yapımı tarhanalar ve keklerle açtık. Ankaralı ekip bizi çok sevmişti. Epey sohbet ettik. Kahvaltımızı ettikten sonra toparlandık ve dağ evini temizledik.

Dağ Evi
Ekip bizden önce çıkıp telesiyeje gitti. Burada yine bazı problemler yaşanmıştı. Onlar bu sorunu çözüp binmeyi başardılar. Telesiyejden bize seslenip onlardan olduğumuzu söyleyip bizim de binebileceğimizi söylediler. Hızlıca telesiyeje vardık. Ben hemen çantamı kapıp atladım. Fakat bir sorun vardı. Arkama dönüp baktığımda kızların çantaları yanında değildi. Çünkü panik olup biner binmez güvenlik demirini hemen indirmişlerdi 🙂 Ahmet üç çantayla binmeyi başardı neyseki. (İnmeyi tam başaramadı maalesef, düşeyazdı.) Ardından gondola binip dağdan indik. Burada Develi minibüsünü arayıp çantalarımızın olduğunu haber verdik. Minibüsle mini terminale döndük ve eşyalarımızı burada bıraktık. Müthiş bir hamam keyfi yaptıktan sonra yemeğimizi yedik. Ramazan sebebiyle yemek yiyecek yer bulmak çok zordu. İftar saati tek açık dükkan olan turşucudan turşu suyu aldık ve geri mini terminale döndük. Yine Süha servisini kullandık ve akşam 21.00’de Kayseri’den İstanbul’a yola çıktık.

yorgun ama mutlu ekip (otobüs)
Bizim gittiğimiz tarihte hava ani bir şekilde ısınmıştı, bizden önce ve sonra başka ekipler bu faaliyeti tamamlamış olsa da bu bizim için riskliydi. Zirveyi tamamlayamadığımız için elbette biraz buruktuk ama dördümüzün de keyfi yerindeydi. Bu faaliyeti planlamak, yola çıkmak ve kulvarın girişine kadar yürümüş olmak güzel bir tecrübeydi. Kulüpte yapılan son üç Erciyes denemesi de başarısız olmuştu.
“Erciyes yerinde nasıl olsa, seneye yeniden!”
Harika yol arkadaşlıkları için canım partnerlerime ve vatani görev sebebiyle bizimle gelemeyen fakat askerden attığı “Seneye tekrar deneriz.” sms’i ile motive eden Cem’e çok teşekkür ederim.
-Sinem Öznur
0 yorum