İki hafta önceki Uludağ seferinin ardından hızımı almışken bu kışa bir rota daha sığdırmak istiyordum. Baran ile zaten konuşmalarımız arasında “bir ara”Uludağ’a gitme planımız sürekli vardı. Pazartesi günü YK’ya giderken hayallerimde milleti Cumartesi sabahı güneyden kalkan 16’lık servis ile hep beraber Uludağ’a tırmanışa gitmeye ikna etmek olsa da ekip pek ikna olmaya açık görünmeyince Baran’ı arayıp planı kesinleştirdim.

İki hafta önce bize yamuk yapmış olsalar da yine saatleri daha iyi olduğu için ECC’den günübirlik tur için rezervasyon yaptırdım. (Not, sonradan farkettik ki ECC bir reseller imiş. Asıl tur organizatörü Turfırsatı’ndan alsak 100 lira daha uyguna alabilecekmişiz. Biz 1100’er TL verdik.)

Perşembe akşamı bizden sonraki gün Diyagonal’e gidecek ekiple birlikte kulüp odasında buluşup malzemelerimizi aldık ve eve döner dönmez hazır elim değmişken deyip çantamı sonraki gün için hazırladım.

Cumartesi sabahı uyanıp hızlıca giyindim ve harekete geçtim. Mecidiyeköy otobüs duraklarında Baran’ı bir sarhoşla makara halinde buldum.

Milli parkın kıvrımlı yollarında hafif uykumdan otobüsün içindeki alkışlara eşlik ederek uyanmamın ardından, turun verdiği sandviç ve bu sefer ramazan pidesine yaptığım ekmek arası dürümlerimizi gömüp, saat 9’u biraz geçe 2. otellerin orda otobüsten indik. Şanslıydık ki oradaki otellere gidecek müşterileri varmış.

Yine Monte Baia’dan üzerimizi değiştirmek için ricada bulunacaktık ki, otelin kapalı olduğunu fark ettik. Yan kapıdan içeri girip konuşmak için birisini aradık ama nafile. Orada üstümüzü değişirken bir görevli gelip aşağıdaki poşetli ekmeleri alıp bizle hiç temasta bulunmadan yukarı çıkmaya döndü, neyse ki yakalayıp lavabolarını kullanmak için izin alabildim.

Baran ve arkasından kovalayan onlarca dağcı

Hızlıca teleferiğe yürüyüp yukarı doğru yol almaya başladık. Saat 10’da teleferiğin üst istasyonundaydık. Ata’ya Bağlılık Tırmanışı için gelen oldukça kalabalık ekibin de teleferikle önlerine geçmiştik. Çok kalabalığa takılmamak için hızlıca yürümeye başladık.

Yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşün ardından kramponlarımızı da giyip devam ettik.

Uludağ Keşiştepe Diamond Varyant Rotası

Ekip: Hakan Ak, Baran Taşan
Tarih: 7 Mart 2026
Zorluk: AD+, 2 ip boyu
Malzeme: Kask, Krampon, Tırmanış Kazmaları, 5 kar kazığı, 1 kar plakası, buz vidaları (1 tane kullanıldı), slingler, perlonlar, karabinler, ekspressler, 60 metre ip
Süre: 2 saat (lider&artçı rota girişi-sonu)

Aheste adımlarla saat 11.30 gibi Diyagonal kulvarın altındakı bele gelmiştik. Burada üstümüze malzemeleri kuşandık ve ipin de iki ucuna girdik.

Belden rotaya doğru hareketlenip dik yamaçta sert karda iki kayanın birbirine yaklaşıp aralık oluşturduğu ve ilk istasyonumuzu kurduğumuz yere kadar yükseldik. Baran da emniyetime girdikten sonra saat 12.20 gibi ilk ipi çıkmaya başlamıştım.

Yaklaşık istasyon konumları ve sırta vardığımız nokta

1. İp, 60 Metre
İp boyunun başlangıcı ve çoğu sert karda keyifli bir tırmanış şeklinde gitti. Ara emniyet olarak bir tane kar kazığı, bir de kar plakası attım. Diamond’un asıl rotasının üstü, rehber kitaptaki tabiri birebir yansıtan bir şekilde “ürkütücü bir korniş”le kaplı olduğu ve bunu delmeye uğraşmaya niyetimiz olmadığı için rotanın ortasındaki kayalıklarla ikiye bölünen yerden sola, varyant rotasına doğru yöneldim. Buradan ilerleyince son 15 metrelerde yumuşak bir kar etabı geldi, ipin de epey sonlarına yaklaşmıştım ancak buraya istasyon kurmak istemediğim için son 3-4 metre yukarımda olan daha sert görünen karlı yere malzeme atıp sağ tarafındaki kayalığa da dayanmak istiyordum. Ancak Baran aşağıdan “Hakan ip bitti!!” diye bağırınca mecburen istasyonu oraya kurmak zorunda kaldım.

İlk ip boyuna doğru bakış, ip boyunun sonlarındayım, muhtemelen istasyon kuruyorum

Baran ilk ip boyunu tırmanıyor

İki kar kazığı ve bir slingle dinamik istasyon kurduktan ve kendimi, çantamı, Baran’ı yukarıya getirecek reverso’yu istasyon’a sabitledikten sonra 12.55 gibi Baran’ı yanıma almaya başladım.

Baran tırmanırken adım başı ipini almama yönelik söylenmelerine rağmen (İpe takılıyormuş?) yaklaşık 15 dakikada hızlı bir şekilde yanıma gelmişti.

2. İp boyu, 30 Metre
Saat 1.20 gibi ikinci ip boyunu tırmanmaya başladım. Tahmin ettiğim gibi az yukarıdaki kar çok daha güzel ve güven veriyordu. Ancak yaklaşık 5-10 metre sonra oluşmuş yaklaşık 10 metrelik kayaların üzerinde oluşan buzlu etap rotanın zorluğunun hakkını verecek düzeyde ürkütücüydü.

İstasyondan ikinci ip boyuna doğru bakış

Tırmanırken hafif sağlı kaldığım için bahsettiğim yere geçmeden önce bir kar kazığı attım, sonrasında 2 metre sola doğru geçip tekrardan yükselmeye başladım (yükselmeye başlamadan altıma bir emniyet daha atmak doğru hareket olurdu!) Bir iki adım yükseldikten sonra tamamen buzda gittiğimi hissettiğim için daha yükselmeden bir buz vidası atmaya niyetlendim. Ancak birkaç dakikalık uğraşın sonucunda yorulmama ve enerji kaybetmeme rağmen aşağıdaki yüzey kaya olduğu için en kısa vidayı bile atamadım. Burayı ancak tırmanarak aşarız diyip bir gazla çıkmaya devam ettim. Herhalde 7-8 metre sonra rahat bir şekilde ayakta durabilince vücudumda salınan adrenalin burst’u bir anda hissetmiştim. Burada biraz dinlenebilmek için önce bir kazık atmaya çalışsam da ancak yarısına kadar sokabilince, kazık yerine kar plakası atıp kendimi sabitledim ve biraz dinlendim.

Tekrar devam edince birkaç metre sonra sağda bir buz vidası atacak yer buldum. Sonrasında rotanın sola dönüp sırta çıktığı yere yakın bir tane de kar kazığı atıp yukarıya çıkarak 1.40 gibi rotayı tamamladım.

Yukarıda biraz dinlenip istasyon kurduktan sonra Baran’ı yanıma almaya başladım. O da aşağıdaki malzemeleri toplayarak yanıma gelip 2.20 gibi rotayı bitirmişti.

Baran ikinci ip boyunu tırmanıyor.

Bu sırada yanımıza geçen sene Diyagonel kulvarının sonunda tanıştığımız Ahmet Abi geldi. Yine şans eseri Keşiştepe’de kulvar sonunda karşılaşmıştık.

Baran, yukarı gelirken aşağıya bir tane kar kazığı düşürdüğünü söylediğinde her Uludağ seferimden borçlu çıktığım için kahrolurken aşağıda rotaya üç kişilik ekip yaralarımıza şifa olmaya geliyordu. Seslenip kampın orda malzemeyi almak için anlaşmışken, yukarıda biraz fazla kalmamız, ve önden tırmanan abinin başardığımız işin dopaminini sıfırlamak istercesine 40 dakikada emniyetsiz rotayı bitirmesi, kar kazığımızı jet hızında bize ulaştırmıştı.

Biraz fotoğraf çekilip Kapı’dan dönüşe geçtik. Bunaltıcı güneşin alnında ha yürüyerek, ha teleferikle derken uzun bir yolculuğun sonunda yine Baia’nın orada bulduk kendimizi. Bir otostopla otoparka vardık. Yolda dandik bir iskender deneyiminin ardından 10 gibi Mecidiyeköydeydik.

Taksiye atlayıp Hisar’da Ahmet’in evinde malzemeleri sonraki gün yola çıkacak ekip için teslim ettik ve geziyi tamamladık.

Partnerliği için Baran’a teşekkürler!

Hakan Ak
14 Mart 2026


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar yer tutucu

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir